Yazarlar 

CİHADA KARŞI HAÇLI HAREKATI: “BİZANS İMPARATORLUĞU”

Şüphesiz ki Hak ve Batılın kadim mücadelesi her daim devam edecektir. Nitekim Müslümanlar ve Haçlılar arasındaki savaşta sadece hicri beşinci asrın sonlarında başlayıp yedinci asırda son bulmadı. Bilakis İslam’ın zuhuru ile başlayıp günümüze kadar süregelmiştir.

Bu mücadele alanını farklı başlıklarda teksif edebiliriz.

Merhalelerden biri rolünü icra edip tarih sahnesinden çekilirken bir diğeri menfi vazifesini ifa etmeye devam ediyor. Bu operasyonun nihai amacı İslamın dünyaya tez yayılan gücünü ve namını kırıp atmaktır.

Ateş medeniyeti bu uğurda muvaffak olabilmek için ekseri ve kebir derecede hırsla mukavemet gösterip tüm imkanlarını seferber ediyordu.

Bu merhaleleri ele alacağımız vakit Bizanslılar ile karşılaşacağız.

ATEŞ MEDENİYETİNİN MENSUBU: BİZANS İMPARATORLUĞU

Bizans imparatorluğu Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’ya tahakküm kurmuş dünyanın süper gücü idi. Bu nokta da İslamın vaat ettiği meselelerden biri de süper güç olan İran ve Bizans’ın yıkılacağı, cihana İslam’ın iktidar muştusunun yayılacağı olmuştur.

İslamın tebliğiyle birlikte alemlere rahmet Peygamber Efendimizin (SAV)  kuruculuğunu üstlendiği İslam Devlet’i İlahi destekle birlikte müşriklerle yapmış olduğu harplerde muvaffakiyetini sağlamış ve herkese gelişini gümbür gümbür hissettirmişti.

Dumetu’l- Cendel, Zatü’s- Selasil, Mute ve Tebük savaşlarının ardından Üsame bin Zeyd’in komutasındaki İslam Ordularının Bizans hudutlarına dayanması itibariyle vaziyetin vahametini idrak eden Bizans İmparatorluğu kimi zaman saldırıya geçmiş, kimi zaman da İslam Ordularının gazabına mukavemet göstermeye çalıştı.

Haçlılar için tehlikeli olan İslami Cihat Harekatı bekalarını tehdit etmekle kalmayıp irşat ve ıslah hamleleri ile menfi çarklarına çomak sokuyordu.

Bu kutlu akına mani olmak maksadıyla üstün gayret tebarüz eden Bizans İmparatorluğu kati suretle muvaffak olamamış, Hz. Muhammed’in (SAV) kutlu sevgiliye ric’atından sonra Gül Medeniyetine mensup neferlerin akınına maruz kalmıştır.

Bu akınlar sonucu Bizans İmparatorluğu Raşid Halifeler döneminde Asya ve Afrika kıt’alarındaki topraklardan çıkarılmıştır.

Kara ve denizde kebir mücadeleler veren Bizans makus talihine galip gelemeyip İslam Ordularının karşısında hüsrana uğramıştır. Bu hüsran silsilesine Emevi Devleti’nin kurulması ile yenileri eklenmiştir.

Bizanslılar; Şam, Mısır ve Kuzey Afrika’da çeşitli faaliyetler yürütmek istese de Kuzey Afrika ve Akdeniz’in geniş sahillerinin hakimiyeti artık onların egemenliğinin haricindeydi.

Zamanla tehlike arz eden hücumları azaldı ve kudreti suyun içinde eriyen şeker misali gayba karıştı. Bu suretle Anadolu topraklarında mahsur kaldılar.

Bu hususta Müslüman İdarecilerin çok büyük payı vardı. Nitekim hem sınır boylarını tahkim ediyor, hem de Peygamber Efendimizin muştusu üzerine Bizans’ın kalesi olan İstanbul’a fetihseferler düzenliyorlardı.

Ama ne yazıktır ki Hicri 4. Yüzyılın başında Abbasi Devleti’nin zayıflaması Bizans İmparatorluğuna bazı fırsatlar bahşetmişti. Lakin Selçuklu Devleti’nin hicri 463 yılında yapmış olduğu Malazgirt muharebesi sonucu Bizans’ın gücü kırılmış ve Anadolu’nun kapısı İslamiyet’e sonuna kadar açılmış oldu.

1453 yılının 29 Mayısında Osmanlı Devlet’inin Sultanı Mehmet Han kendisine Fatih unvanını kazandıracak olan İstanbul’u fethedince artık Bizans İmparatorluğu devletler mezarlığına iştirak etmiş oldu.

Lakin Bizans’ın sahip olduğu menfi ruh her daim Hak ile mücadelesine devam edecektir.

YUSUF SEZER

Related posts

Leave a Comment