Yazarlar 

LİBYA’NIN DİRENEN RUHU: “ZENGA ZENGA” -III-

Dünya üzerindeki en büyük propaganda unsurlarından biri de medyadır. Medya öyle bir güce sahiptir ki algı yaptığı kitleye kolayca zerk edilmek istenen düşünceyi sirayet ettirebilir.

Kimi zaman şairleri kullanıp hiciv edip kimi zaman da yazılarla eleştirmişlerdir. Günümüzde ise bu artık sosyal medyayla ulusal ve uluslararası haber ajansları sayesinde tere yağından kıl çeker gibi hallediliyor.

Aslında ana konumuz olan Libya’daki iç savaşa bakacağımız zaman olaya sebebiyet veren en büyük unsurlardan biri de medya üzerinden yapılan kara propaganda faaliyetleridir.

Kaddafi bu provokatif harekatın çözümünü oğlu Seyfül İslam’ın da önerileriyle dünya kamuoyuna röportaj ve açıklamalar yapmakta bulmuştu.

O zaman tüm basın mensupları için bir hülya olan Kaddafi ile özel röportaj gayeleri hüsranla sonuçlanıyordu. Lakin 8 Mart 2011 tarihinde Türkiye Radyo ve Televizyon (TRT) kurumuna özel bir fırsat sunulmuştu. Kaddafi Kardeş ülke Türkiye’nin devlet televizyonuna röportaj vermeye razı olmuştu. Artık tüm dünya Kaddafi’nin TRT üzerinden vereceği mesaja odaklanmıştı.

TRT ‘YE VERİLEN TARİHİ RÖPORTAJ

Trablus’ta bulunan Rixos Al Nasr Oteli bu tarihi röportaja ev sahipliği yapacaktı. Kaddafi TRT Türk muhabiri ile röportaj yapacağı odaya girdiğinde kendisine özel koltuk getirildiğini görünce çok mütevazı bir hareket ile aynı şartlar altında konuşmalıyız dedi ve koltuğu sandalye ile değiştirdikten sonra röportaja başladılar.

Kaddafi röportajda El Kaide örgütünün teröre dayalı düşünce yapısının kabul edilemeyeceğini ifade ederken bahsi geçen örgütün hapishanedeki mahkumların firar etmesine sebebiyet vererek kendi silahlı gruplarına dahil ettiğini de söyledi. Ayrıca isyancıların kendi menfaatine göre fiillerde bulunduğunu ve gençlerin para karşılığında örgütün kadrolarına müdahil olduğunu da ekledi.

Önemli diğer konu ise olayların basın yolu ile manipüle edilmesi ve bunu dünya kamuoyunda Libya’nın ve Cemahiriye’nin aleyhine olduğunu da vurguladı.

Örnek verilecek olursa El Kaide terör örgütü meşru güvenlik güçleri ve Libya halkına saldırı yaparken sanki basın mensuplarıymış gibi görüntüleri çekip dünya basınına servis ettiler. Bu noktada da Kaddafi sanki basın mensuplarına ve sivil halka vurun emri verilmiş gibi algılandı.

Haberlerin başlığı da hazırdı: “Diktatör Kaddafi barışçıl göstericileri öldürttü!”

Lübnan’da Cezayir’de Nijerya’da ve Afganistan’da ortalığı karıştıran ve NATO müdahalesine açık hale getiren El Kadide şimdi aynı olayı Libya’da gerçekleştirmeye çalışıyordu. Aslında El Kaide terör örgütü NATO’nun İslam ülkelerine müdahalesini meşru hale getirmek için kullanılan bir araçtan ibaret. Onu kuran da Kabbala neferleri, onu kullanıp İslam alemini vuran da Kabbala neferleri.

Ne ilginç değimli sözde NATO şemsiyesi altında bulunan lider ülke ABD demokrasi götürmek bahanesi ile işgal planını faal hale getiriyor.

Nitekim NATO Sovyetlerin dağılmasından sonra namlunun ucunu İslam coğrafyasına çevirdi.

Bu sefer Libya hedef tahtasına yerleştirilmişti. Kaddafi ise asla ülkeyi terk etmeyeceğini ve sonuna kadar ülkesinin bölünmez bütünlüğünü savunacağına ifade ediyordu. Ayrıca röportajını şu vurucu cümleler ile bitirmişti: “Benim terk edecek bir makamım yok. 1977 yılında tüm yetkileri halka bıraktım, halk kendi kendini yönetiyor, yasalar çıkarıyor siyaset yapıyor.” Oldu.

Bu açıklamalar aslında Kaddafi’nin diktatör olduğunu iddia eden algının sadece bir yalan olduğunu açıkça anlatıyor.

KADDAFİ’NİN TEMİZLİK OPERASYONU

İsyancılar Raslanuf’u ele geçirip Kaddafi’nin memleketi olan Sirte’ye ulaşmak istiyorlardı. Ama Kaddafi buna izin vermeyecekti. Denizden çıkarma yapıp Raslanuf’ta İsyancıları bozguna uğratıp isyancıları geri çekilmeye zorladı.

Tampon bölge yapmaya çalışmalarına rağmen isyancılar tutunamayıp bozguna uğratılmıştı.

O esnada isyancıları komuta eden şahsılardan biri çok manidar bir ifade kullandı; “ Lanet olsun! Kaybettik. Siyonist, kafir Kaddafi’nin yaptığını gördünüz mü?”

Halbuki İsyancılar Siyonistlerin menfi emellerine hizmet ediyordu. Kandırılmış ve adeta beyinleri yıkanmıştı. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu idrak edecek temyiz gücünü kaybetmişlerdi.

Kaddafi sokak sokak, cadde cadde Libya’nın temizlenmesini istiyordu.  Kaddafi ihtişamlı bir zırhlı tugay ile -bu ordunun başı ve sonu arasında 200 km bulunmakta- isyan ateşinin yakıldığı Bingazi’ye doğru yola çıkmıştı.

Bu durum nedense Batı devletleri (BM ve NATO mensubu ülkeler) endişelendiriyordu. Irak’ta milyonlarca Müslüman kanı döken keza Afganistan, Cezayir, Filistin kısacası tüm İslam beldelerinde katliam yapan Batı şimdi insanlık namına endişeleniyor. Buna ancak gülerler!

HAZİN SONA DOĞRU

17 Mart 2011 tarihinde New York’ta BM genel kurulu toplanıp ve Libya’nın hava sahasını kapatarak Libya’ya dışarıdan bir müdahalenin önünü açmıştı.

BM’den askeri bir operasyon kararı çıkmamışken Fransa Bingazi önlerine savaş uçaklarını yığarak tüm Kaddafi güçlerini vurdu. Bu hamle hem savaşın seyrini hem de Kaddafi’nin sonunu değiştirmişti.

İşin içine Fransa girince işin rengi de değişti. Sözde diktatör Kaddafi asla sivilleri vurmamış, Libya’nın masum halkına tek kurşun fırlatmamışken, Soykırım lekesini anlında taşıyan Fransa masum sivilleri vurup, camileri ve tarihi binaları tar umar etmişti. Nerede kaldı sizin medeniyet anlayışınız!

Bu hayasız hamlenin ardından Kaddafi Libya halkını sokağa davet ederek Cemahiriye ruhunu bir kez daha zuhur ettirdi.

***

Haçlı Siyonist birliği olan NATO’nun desteği ile kaybettiği yerleri geri alan isyancılar Kaddafi’nin kalesi Trablus’a aniden girmişti. Kaddafi bu durum üzerine kayıplara karışmasına rağmen bir ses kaydı yayınladı. Ses kaydında pes etmeyin, bölgelerinizi geri kurtarın, mücadele edin, güzel şehir Trablus ve Libyayı kurtarın diyordu. Bunu söylüyordu çünkü o hala pes etmemiş ve mücadeleye devam ediyordu.

Onun ülkeyi terk ettiğine dair söylentiler vardı ama o doğduğu topraklardan bir an olsun bile ayrılmamıştı.

Yıllarca hizmet ettiği, yıllarca koruduğu, bir babanın evladına gösterdiği hamisi ve sevgi duygularıyla Libyayı büyüten, Cemahiriye’nin kurucusu Muammer Kaddafi 20 Ekim 2011 yılında kendi evlatları diye tabir ettiği şahıslar tarafından linç edilerek öldürüldü.

Rabbim ruhunu şad etsin. Mekanı cennet olsun. İslam’ın bir kalesi daha yıkıldı ama onun söylediği cümleler olan biz biriz, biz Osmanlıyız, tarihimiz bir ifadeleri tüm İslam camiası için Allah’ın inayetiyle vücut bulacak.  

KADDAFİ’DEN SONRA LİBYA

Tek kelime ile hüsran…

İsyancılar da pişman…

Cemahiriye ise yetim…

Libya’nın (Sahra) çölü ise efsane liderini bağrında vefalı bir şekilde muhafaza ediyor.

YUSUF SEZER

Related posts

Leave a Comment