Yazarlar 

GİZLİ DÜNYA GÜÇLERİ -I-

Hz. Âdem’den bu yana kadim bir mücadeleye şahitlik eden bu cihan gizli ve şeytani olayların yegane sırdaşıdır.  Bizler bu dünyada hakikati mülahaza etmek istiyorsak Batılın bataklığını iyi tahkik etmek zorundayız.

Şeytanın ant içip âdemoğullarını sırat-ı müstakimden saptırmaya başlamasıyla artık ip kopmuştu. Birileri nefisleri doğrultusunca ateşin evlatlarıyla kanlı ve şeytani bir antlaşma yaptı. Amaç heva ve zevklerini tatmin etmek, içlerindeki şeytanı mutmain bırakmak.  Şüphesiz ki kıyamet günü bütün yaratılanlar yegâne güce, yüce yaratıcıya hesap verecek. Kuran’ı Kerimdeki bu ayetler de en büyük delillerimizdendir.

“Sur’a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler. Demişlerdir ki: “Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahman (olan Allah)ın va’dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş”. (Yasin Suresi, 51-52)

O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp-çıkarlar. Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zilzal Suresi, 6-8)

Bir taraf ateş diğer taraf gül ümmetinin mensupları.

Peki, ateş medeniyeti daha açık bir şekilde izah edildiğinde ortaya ne gibi belgeler çıkıyor?

Vicdanını yok sayıp nefsine hüküm ve irade veren mahlûklar ateş medeniyetinin mensuplarıdır. Yani kendi menfi çıkarlarını insaniyetinin önüne geçirip çarkını döndürenlerin güruhu diyebiliriz.

İşte dünyada öyle bir güruh var ki muntazaman suretle insanlığa tahakküm kurmak, kendine tabi kılmak için çeşitli metotlarla menfi planlar tahayyül edip faal hale getirmektedirler.

Bunu inanış çerçevesinden incelediğimizde Hıristiyanların ve Yahudilerin kendi çıkarlarını Allah-u Teâlâ’nın emirlerinin önüne koyduklarını görürüz. Zira iki dinin de ilahi kitapları tahrif edilmiştir.

Yahudiler; ibadetleri inanışları ve gelenekleriyle yüce Allaha tazim göstermeyip kendi nefisleriyle birlikte şahıslarını yüceltmiştir.  Bir nevi kendilerini ilahlaştırmışlardır.

Özellikle Yahudilerin haham zümreleri Tevrat’ı tenha akıllarına göre değiştirip tağyir etmişlerdir. Böylece Yahudi topluluğuna söz geçirip yönetmişlerdir.  

Kabbala; Yahudi ruhban sınıfının geliştirdiği bir öğretidir.  Büyü ve şeytani güçlerle bağlantı sanatıdır. Bir başka deyimle negatif güçlerin öğretisidir.

Ayrıca Siyonist Yahudilerin başlıca idealleri şunlardır;

1.kutsal topraklar ve dünya krallığı

2.kin ve nefret

3.vahşet

4.kan içme

5.yakma

6.mikrop harbi

Bu maddeler gönlü fena, aklı tenha Yahudilerin iliklerine zerk etmiş ilke ve idealleridir.

Yahudilerin yanında bir de evangelist ve masonlar var.  Bunlara avam tabiriyle “dönmeler” denir.

İçlerimize kadar sızıp bizdenmiş gibi görünerek arkamızdan hançerleme gayeleri güdüyorlar.

Bu hususta şunu vaziyeti örnek vermek çok yerinde olacaktır. Peygamber efendimizin nübüvvet döneminde Müslüman ehli gibi görünüp aslında atalarından kalan sapkın inançlarını devam ettiren şahıslar ya da başka bir deyişle “ münafıklar” vardı. Bunlar Kuran’ı Kerim’de bahsi geçen meselelerdir.

 İman edenlerle karşılaştıkları zaman: “İman ettik” derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise, derler ki: “Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz.” ( Bakara-14)

Aziz Allah’ın kelamında da bahsedildiği gibi bu şahıslar kendi şeytanları ile baş başa kalınca taraflarını açıkça beyan ediyorlar.

Şimdi ipin inceldiği yere gelmiş bulunmaktayız. Siyonist Yahudiler, Evangelistler, masonlar, münafıklar… Tüm bu şer odakları Hakka karşı bir serzeniş ve isyana kalkıştılar.

Dünya’da hiç bitmeyen savaşlar, salgın hastalıklar, canice yapılan soy kırımlar, açlık ve sefalet gibi durumlar tek bir güç tarafından zuhur ediyor. Bu olayların amacı ise Batıl’ın hüküm süreceği bir dünya imparatorluğu.

Eee, onların bir desise dolu planları varsa bizim de gündüzün içinden geceyi, gecenin içinden gündüzü çıkaran; kötüyü iyiden daha aşağılık, iyiyi kötüden daha şerefli kılan; düşmez kalkmaz bir Rabbimiz var!

De ki: “(Artık) Hakk geldi, bâtıl zail oldu. Hiç şüphesiz bâtıl yok olucudur. (Çünkü Hakk gelince bâtıl batacak, Güneş doğunca karanlık kaybolacaktır.) ” (İsra Suresi-81)

YUSUF SEZER

Related posts

Leave a Comment